S.S.S.

Şeker veya sakkaroz çoğu bitkinin bünyesinde bulunur. Fakat bünyesinde ekonomik olarak şeker, elde edilebilecek kadar şeker bulunduran iki bitki vardır Şeker Kamışı, şeker pancarı Ana vatanı Hindistan ve Arap ülkeleri olan şeker kamışı dünyada tropikal ve yarı tropikal bölgelerde yetiştirilmektedir. Türkiye'de şeker kamışı tarımı yapılmamaktadır. Şeker kamışının bünyesinde yaklaşık olarak % 12 – 16 şeker bulunur. Şeker, yüzyıllardan beri insanların önemli gıda maddelerinden birisi olmuş ve 18. yüz yılın sonuna kadar sadece şeker kamışından üretilmiştir. Şeker pancarı tarımı ve şeker pancarından şeker üretimi ise 19. yüz yılda başlamıştır. Dünyada üretilen şekerin yaklaşık %74,4'ü şeker kamışından, %25,6'sı ise şeker pancarından elde edilmektedir.


Şeker kamışı tropik ve subtropik bölgelerde, şeker pancarı ise daha ılıman bölgelerde yetişmektedir. Şeker pancarından şeker üretimi, şeker kamışından yapılan üretime göre daha pahalı olmasına karşın, birçok ülkede hem şeker sanayine ekonomik katkıları, hem de tarımsal ve sosyal nedenlerden dolayı, çeşitli önlemler alınarak devamlılığı sağlanmaktadır. Türkiye'de de geçmişte şeker kamışı tarımı için Denemeler yapılmış, ancak ekonomik olmayacağı anlaşıldığı için vazgeçilmiştir.


Türkiyede şekerin, ana hammaddesi şeker pancarıdır. nişasta Bazlı Şekerler, şeker pancarı ve şeker kamışından üretilen şekerlerin sakaroz dışında, nişasta bazlı ham maddelerden mısır, buğday, patates çeşitli kimyasal yollarla üretilen genel olarak glikoz, izo Glikoz, Fruktoz ve türevlerinden oluşur. Nişasta bazlı şekerler doğrudan tüketilmemekte, daha çok şekerli ürünler sanayiinde girdi olarak kullanılmaktadır. Bu tatlandırıcıların başlıca kullanım alanları şekerlemeler, şekerli, ve unlu ürünler, dondurma, helva, reçel, marmelat, alkollü ve alkolsüz içeceklerdir

Kristal veya Esmer şekerin, hijyen sebebiyle ambalajlanmış şeklidir. Özellikle sağlık açısından tüketici tarafından tercih edilmektedir.

i. Dünyada:
İnsanoğlunun şeker ile ilk tanışmasının binlerce yıl önce Hindistan ve Çin'de gerçekleştiği bilinir. İlkçağda Yunanlılar'ın ve Romalılar'ın "Hint Tuzu", "Asya Balı" gibi isimler taktığı şeker, 6.YY.da Persliler'in Hindistan'ı, 7.YY.da da Araplar'ın Pers Krallığı'nı işgaliyle yaygınlaşır. Persliler'den şekerin nasıl imal edildiğini gören Araplar, imparatorluklarının genişlemesiyle birlikte Kuzey Afrika, İspanya gibi bölgelerde şeker üretimine başlarlar. Şeker böylece Ortaçağ'da Avrupa'ya girer. 18. yüzyıla kadar sadece şeker kamışından üretilen şeker, uzun yıllar boyunca kahve, çay gibi zenginliğin göstergesi olarak sayılan, hatta sevgililerin birbirine hediye olarak gönderdiği lüks bir maldı. Aynı zamanda hastalıkları tedavi etmede kullanılırdı. Ancak şeker kamışının coğrafi olarak yaygınlaşmasıyla düşen üretim maliyetleri, şekerin bir temel gıda maddesi olarak alınıp satılmasını da beraberinde getirdi. 18. YY.da Almanlar'ın pancardan şeker üretmeye başlamasıyla şeker üretimi yeni bir ivme kazandı. O yıllardan günümüze şekere olan talep ve dolayısıyla şeker üretimi nüfus artışından daha da hızlı bir şekilde arttı: 1830'da nüfusumuz bir milyar iken üretim yılda 800.000 ton idi. Türkşeker 2010 sektör raporuna göre günümüzdeki üretim ise yıllık 155.000.000 ton civarındadır.

ii. Türkiye'de:
 

Şeker üretiminin ülkemizdeki tarihçesine baktığımızda, Osmanlı zamanındaki teşebbüslerin hiçbirisinin başarıya ulaşamadığını görürüz. İlk başarılı girişim Uşaklı Nuri Şeker'in öncülüğünde 1925'te temeli atılan fabrikadır. Aynı tarihlerde inşaatına başlanmasına rağmen 1926'da tamamlanan Alpullu Şeker Fabrikası ilk Türk şekerini üretmiştir. O tarihten sonra şeker fabrikalarımızın sayısı hızla artmış, günümüzde bu sayı Türkiye Şeker Fabrikaları ve Bağlı Ortaklılar'a ait 25, özel sektöre ait 8 adet (6'sı Pankobirlik bünyesinde) olmak üzere toplam 33'e ulaşmıştır. 
8.Beş Yıllık Kalkınma Planı'nın verilerine göre, 2001 yılı itibariyle toz şekerde toplam kurulu kapasite 2.250.000 ton/yıl'dır. 2010/2011 yılı itibariyle de hem özel hem de devlet fabrikalarında %100 kapasite kullanım oranına ulaşılmıştır. %65'i kamuya ait olan bu kapasite iç talebin %12,5 üzerindedir. Küp şekerin üretim kapasitesi ise 594.000 ton/'yıl'dır. Toz şekerden oldukça farklı olarak bu rakam da iç talebin yaklaşık 6 kat üzerindedir.



Şeker Nasıl Yapılır?
 

Önce toz şekerin imal edilişine bir bakalım: Şeker kamışından şeker elde etmek için, şeker kamışlarının yaprakları kesildikten sonra işlenir. Yıkanan kamışlar ince ince kıyılır. Sonra merdaneler arasında ezilirken üzerine su püskürtülür. Bu su sayesinde çözelti haline getirilen ham şeker, kimyasal maddelerle işlemden geçrilip filtre edilerek toz şeker halini alır. Pancardan şeker imal etme yöntemi de benzer şekildedir: Önce pancarın suyu sıkılır. Filtre edilerek yabancı maddeleri ayrılan pancar suyu, daha sonra buharlaştırılarak şeker kristalleri oluşturulur. Kullanılan pancarın kalitesine bağlı olarak 7-8 kilogram pancardan sadece 1 kilogram toz şeker üretilir.

Küp şekerin imal edilişi de az zahmetli değildir: 50 kilogramlık çuvallar ile fabrikaya getirilen toz şeker, önce içme suyu ile nemlendirilir. Aldığı nemle birbirine yapışmaya hazır olan toz şeker tanecikleri daha sonra sürekli dönen bir tambur üzerindeki kalıplara doldurulur. Bu kalıplarda preslenerek sıkıştırılan toz şeker tamburdan küp şeker olarak çıkar ve içindeki nemi atması için fırınlarda dinlenmeye bırakılır. Fırınların arasındaki sıcak yolculuğundan sonra iyice kuruyan küp şekerler en son olarak robotlarla ambalajlanır ve satışa hazır hale getirilir.

Görüldüğü gibi, toz şeker taneciklerinin birbirlerine tutturulmasında içme suyundan başka hiçbir katkı maddesi veya kimyasal kullanılmamaktadır. Halk arasında hala var olan şekerlerin "kemik tozu" ile yapıştırıldığı inanışı ise tamamen gerçek dışıdır

Kristal veya Esmer şekerin, hijyen sebebiyle ambalajlanmış şeklidir. Özellikle sağlık açısından tüketici tarafından tercih edilmektedir.